16 Mart 2010 Salı

Özgürlüğün Gözleri




--------------------------------------------------------------------------------



Her gün karanfil kokmazdı

Her bulut taşımazdı yağmur.

Dalgalar düşmandı gözlerine,

Gözleri nar çiçeği...



Güneşi sağardık her bağbozumu

Yön yitiren tarla kuşlarıydı gülen.

Eski çerçeveli fotoğraflardan.



Çocuklar çığlıklarla doğardı

Çocuklar su.

Çocuklar dalgaları taşırdı okyanuslardan

Ve kuş üzümlerini

Babil’in asma bahçelerinden...



Yük katarları geçiyordu

Tutsak kadınlar dolu vagonlarda.

Yük katarları, mevsimler gibi hızlı...

Geçiyordu.



Açmaz mıydı menekşeler yeniden ?

Kumsala yazılı aşklar siliniyordu.

Kilimler dokuyordu güz yaprağı

Kaç kez sebil etmişti geceyi kül rengi akşamlardan

Dudakları silinmişti yine de

Dudakları fırtınalardan.



Kim yazardı tarihini ölümsüz sevilerin

Elleri olmasaydı.

Elleri baş kaldıran...



Her gün karanfil kokmazdı

Her bulut taşımazdı yağmur.

Dalgalar düşmandı gözlerine,

Gözleri nar çiçeği.



Yük katarları geçiyordu.

Posta trenleri, ekspresler

Kampanalar çalıyordu giz mavisi istasyonlarda

Posta trenleri yorgundu taşımaktan gözlerini.



Ne çok gözleri vardı özgürlüğün

Dalgaların silemediği...

Hiç yorum yok: